ANTİK ÇAĞLARDAN GÜNÜMÜZE GÜRE Güre
yakınlarında yer alan Astyra antik yerleşim ünlü coğrafyacı Strabon
tarafından Mysia'ya bağlı olarak gösteriliyor. İçinde Artemis'in kutsal
alanı olduğu söylenen Astyra'dan ve yakınlarda bulunan ''Sapra'' adındaki
bir su kaynağından söz ediliyor. Bügünkü Gölcük ile Yerkese mezarlığı
ile Konak ve İmampalamutluğu üçgeni arasında görülen bazı izler, Doymuş
tepesi ile kapşıca yöresinde rastlanan nekropol (mezarlık) kalıntıları,
dor tarzı bazı sütunlarla, porfir taşından lahit ile mermerden oyulmuş
taşlarda Astyra antik yerleşimine ait izler olduğu anlaşılıyor. Kavurmacılar
köyünde ve konaktaki pişmiş tuğla ve toprak kaplar eşya örnekleri
ve bazı buluntular tarihin M.Ö.4.yy.'a dek gittiğini gösteriyor.
Güre Cami: Bugün Güre'nin en eski yapısı olan cami taş
mimarisi, süslemeleri, alçı kabartmaları yazılarıyla iç bölüm nakışları
bitki motifleri kare plan şeması ve 1880 tarihli kitabesi ile ilgi
çekiyor. Güre'de bulunan yazıtlı çeşme ve hamam kalıntısının yanısıra
8.7.1323 tarihini taşıyan ön cephesi mimari zenginliği yansıtan zeytinyağı
fabrikası.
Antik çağların ünlü dağı İda'nın bugünkü adıyla
Kazdağları'nın eteklerinde bulunan Güre Afrodit Kaplıcaları,yüzyıllardır
bölge halkına sağlık ve güzellik dağıtarak, doğal yapıyı bozmadan
bugüne kadar gelmiştir. Pek çok arkeolojik haritada ve tarihi metinlerde
Güre kaplıcalarının ününden söz edilmiştir